Güneş batarken ve Ay doğarken!

Akşam sahil yolundan eve dönüyorsun, ruhun kasvet içinde, tüm algıların yorgun. Aklından geçen ilk şeyi yapmak için otobüsten iniyorsun ve birden denize doğru koşuyorsun, derin bir nefes alıp denize atlıyorsun. Hareket etmeden öylece denizin üzerinde biraz durduktan sonra aşağı doğru batıyorsun. O sırada herkes çığlık çığlığa ama kimse seni kurtarmak için peşinden gelmiyor ve sen hala hakaretsiz bir şekilde batıyorsun. Hiçbir şey düşünmüyorsun batarken, gözlerin açık, denizin karanlık dibini görüyorsun. Akşam güneşinin ışıklarının keskinliği gücünü kaybettiğinde akıntıyı arkana alıp yüzmeye başlıyorsun. Ama sen yüzmeyi bilmiyordun. Nefessiz kaldıkça ciğerlerindeki nefesi ağzından dışarı veriyorsun. Balıkları görüyorsun, denizin temiz derinlerini görüyorsun. Yaklaşık 1-2 dakika akıntının hızlıyla denizin altında yüzdükten sonra yüzeye çıkıyorsun, artık başka bir kıyıdasın ve atladığın yer artık çok küçük gözüküyor. Orada bir hareketlenme var, görüyorsun. Sanırım seni aramak için denize girmişler ama sen oradan artık çok uzaklardasın. Bu yeni geldiğin kıyıda, 2 dakika önce geride bıraktığın her şeyden sadece sen varsın. İnsanlardan yardım istiyorsun karaya çıkmak için, sana yardım ediyorlar ve soruyorlar “ne oldu?” diye, sende “yeni kıyılara varmak için yüzmek gerekiyor” diyorsun. Denizden çıktığında ruhun sanki yeni doğmuş gibi, zihnin tertemiz, algıların açık, sanki her şey çok net, aklındaki tüm gereksiz düşünceler yok olmuş, yeni doğmuş gibisin.

Güneş artık gökyüzünü terk etmiş, dolunay yerini almıştı. 2 dakika içerisinde değişen gökyüzü ve senin üstün sırılsıklam bir bankta oturuyorsun, yakamozu izliyorsun. Hiçbir şey düşünmeden saatlerce yakamozu, şehrin ışıklarını izliyorsun. Saat gece yarısına yaklaştı, hava sıcak ve sen eve hiç gitmek istemiyordun. Sen geceleri denizi sevmezdin ama şimdi artık orada yüzebiliyorsun. Şehrin ışıkları yıldızların önüne geçmiş ve sen bankta uyuya kalıyorsun. Belki de gitmek için hazırlanıyorsun.

Sabah kalktığında şehri terk ediyorsun. Zihnin tertemiz, sadece yapman gereken şeyleri yapıyorsun. Gidiyorsun! Arkanda bıraktığın insanlara ufak mektuplar yazıp, teker teker posta kutularına bırakıyorsun.

Şehrin sınırlarından çıktın artık, şu an nerede olduğuna dair hiçbir fikrin yok. Batıya mı, doğuya mı, güneye mi, kuzeye mi gidiyorsun bilmiyorsun. Köy köy, kasaba kasaba insanlardan tanımaya başlamak üzeresin. Şehir şehir dolaşacaksın ve şu an hiçbir endişen yok, için rahat, zihnini yoracak hiçbir şey yok aklında. Gülebiliyorsun, nefes alabiliyorsun.

Belki de bir ders çıkarılmalı güneş batarken, ay doğarken. Hala hiçbir şeyi unutmuş değilsin, bilinçaltın hala leş içinde. Yeni bir günün yepyeni olması senin elinde olduğunu artık farkındasın. Bu yüzden gittiğini biliyorsun ve artık ne yapman gerektiğini de biliyorsun.

Güneş batarken ve ay doğarken ki o kısacık zamanda siz ne yapıyorsunuz? Rutin bir dünyada herkes bir şeyleri sahiplenirken o şeyi yok ettiğini fark etmiyor. Yazar yalnızlığına değil yarınlarının endişesine içten içe ağlarken sizler öylece duruyorsunuz. Şu an siz ne yapıyorsunuz? Ben size iyi uykular diliyorum.

Nesil AKSOY mahlas Misafir CHAPLIN / 03.08.2012

  1. nesilaksoy posted this